“Orta Doğu’da Ulusal Sorun” ana konusu ile çıkan dizimizin 4.’sünü temin etmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Sunuşu sizlerle paylaşıyoruz.

Ne Yapmalı? Kitap dizisinin dördüncü kitabı, 2024 Kışı itibariyle elinize ulaşmış oluyor. Bu yaklaşık bir yılı geride bırakmakta olduğumuz anlamına da geliyor.
3 aylık bir süre fazla bir aralık gelebilir. Ama bu yayının yazılarının yazılıp derlenmesinin ve bilhassa okunmasının ancak böyle bir aralıkla hakkıyla sağlanabileceği de arada geçen süre boyunca pratikte kendini gösterdi. Hem belli bir özen ve doyuruculukla kaleme alınan yazıların derlenmesi için hem de bunların hakkıyla okunup sindirilmesi için bu süre gerekli ve anlamlı.
Doğrusu bu dizinin çıkarılmasına öngelen süreçte neredeyse fuzuli denebilecek tartışmalara ve ayak sürümelere de tanık olduk. Bir yayını ayrılık yahut farklılıklara rağmen çıkarmak için bunları önce makul karşıladık. Bereket bunlara takılmadan dizinin ilk kitabını 2023 baharında elimizdeki imkan ve birikimle çıkartmakta tereddüt etmedik.
İsabetli bir karar verdiğimiz giderek anlaşılıyor. Nitekim bu sayede dizinin ilk kitabının çıkmasının ardından tereddütlerin tamamı giderilmiş olmasa da bu inisiyatif meyvesini ikinci kitaptan itibaren vermeye başladı. Katkılar ikinci kitaptan itibaren artıyor. Daha da artacağının işaretleri de görülüyor.
Doğrusu bu gibi tereddütlere takılmadan hareket etme kararının isabetli bir tercih olduğu da belli oldu. Okur ve yazar sayısı henüz olması ve beklenmesi gereken seviyede olmasa da 3 kitabı geride bırakırken bu hedefe doğru gidişatın olumlu bir eğimle yükseldiğini görüyoruz; görülüyor.
Bu arada bu kitap dizisinin yanı sıra ve izleyicilerle katılımcıların doğrudan katılımıyla canlı «Ne yapmalı? Tartışmaları»nın ilkini de anlamlı bir katılım ve ilgiyle gerçekleştirmiş olduk.
Bu meyanda sadece makalelerle değil, sohbetlerle de zenginleştirilen bir karma içeriğin giderek daha anlamlı ve doyurucu olma doğrultusunda gelişeceğinin alametleri de görülüyor.
Beşinci kitaptan itibaren sadece yazı katkılarıyla değil sorumluluğa ortak olma niyetiyle de yapılacak katkıları bekliyoruz.
Eski kuşaktan deneyimli devrimciler ile birlikte genç kuşaklardan katkıların gelmesini bekliyoruz. Daha bu hedefin layıkıyla yerine getirdiğimiz söylenemez.
Ayrıca Türkiye dışından Kürdistan veya Kıbrıs’tan gelen katkılar sevindirici olsa da yeterli değil. Bu yelpazeyi sadece kuşaklar bakımından değil coğrafi açıdan da genişletmek gerekiyor. Bu da ileriki dönemin başlıca hedefleri arasında olacak.
Bu bakımdan eksikler arasında elbette sürgünde yahut tutsak olan devrimcilere ulaşmak ve onların kıymetli katkılarını da alabilmek gerekiyor. Hiç kuşkusuz bu yayının cezaevlerine ulaşması nispeten zor. Türkçe yayınlanan bir yayına uluslararası katkıların gelmesi pek kolay değil; ama bu konularda da önümüzdeki süreçte daha fazla gayret göstereceğiz.
Nihayet asıl önemlisi Ne Yapmalı Kitap dizisinin sadece dar bir çevrenin bir tür yayın organı olmamasını baştan beri murad ediyor olsak da henüz bu konuda yeteri kadar inandırıcı bir mesaj vererebildiğimizi ve beklediğimiz karşılığı alabilmiş değiliz. Bu bakımdan önümüzdeki dönemde «Ne Yapmalı?» Kitap dizisinin gerçekten farklı yerlerden farklı tempolarla ve farklı dürtülerle gelen devrimcilerin bir tek yapı içinde buluşmasını beklemeden de bunların kolektif süzgecinden geçen bir yayına ulaşmanın henüz uzağındayız.
Bunun elbette anlaşılır nedenleri vardır. Gerçekten türdeş olmayan, bir çevrenin yayını organı gibi değil sahiden kolektif ve farklı sesleri kapsayan bir çabanın ürünü olan bir yayının, özellikle de buna rağmen kolektif olarak denetlenen bir yayın çıkarabilmeyi hala hedefliyoruz.
Bu dizi yayınlanmaya devam ettiği müddetçe -ki bu konuda şüpheye mahal olmamalıdır- bu niyetin samimi ve ciddi olduğunun görüleceğinden de şüphemiz yok. Baştan itibaren bunu arzuladığımız halde yerleşik alışkanlıkların ve kimi başarılı olamamış deneyimlerin gölgesi altında bu hedefimizin anlaşılmasının zor olduğunu bilerek yola çıktık.
Zamanla en kuşkulu yaklaşımları ve en çengelli istifhamları dahi aşacağımıza inancımız tam. Amaç ve iddialarımızın ciddi ve samimi olduğunun görülmesi için somut olarak bu yayının ortaya konması gerektiğini düşündük. Haklı olduğumuzu da geçen bir yıl içinde yavaş yavaş görebiliyoruz.
«Ne Yapmalı?» dizisi sürdükçe anlamının ve murad edilenin daha iyi anlaşılacağını umuyoruz. «Ne Yapmalı?» dizisinin ne olduğunun daha iyi anlaşılması için içeriğini yeni katkılarla zenginleştirerek sürekliliğini sağlamak gerektiğini biliyoruz. Bunu da hem kendi irademizle hem de yeni katkılarla sağlayacağımızdan kuşku olmamalı.
Ama asıl aşılması gereken güçlük Ne Yapmalı? dizisinin sahici bir tartışma ortamı olmasını sağlamak. Burada genellikle pek ayrı görülmeyen tartışma ile polemiği de ayırt ediyoruz. Tartışma dostlar arasında olur; polemik ise hasımlara veya rakiplere karşı kullanılan bir siyasal mücadele aracı, yöntemidir. Henüz o safhada değiliz ve o safhaya kendi başımıza erişemeyeceğimizi biliyoruz. Biz ilk elde dostlara seslenmek ve onlarla aynı zeminde konuşup tartışmak istiyoruz.
Tek tek yazılar kadar gerçekten ilgi çekecek tartışmalar henüz olmadı. Ama zamanla olacağını umuyoruz. İnsanlar konuşa konuşa anlaşıyorsa eğer devrimciler de tartışa tartışa buluşur. Onu da becereceğimizi umuyoruz.
Böyle bir buluşma genişleyerek sağlandığı ölçüde ve ortak çabalarla elbette sıra keskin ve etkili polemiklere de gelir. Ne Yapmalı? Kitap dizisinin başlıca amaçlarından biri bu tartışma zemininin yaratılmasına katkı sunmaktır.
***
Elinizdeki dördüncü «Ne Yapmalı? Kış» kitabında bilhassa Siyonist İsrail’in «Aksa Tufanı» eylemini bahane ederek başlattığı katliam vesilesiyle Orta Doğu yeniden bir ilgi odağı oldu. Biz de Orta Doğu’nun özgürleşmesi için özgürleşmesi şart olan ezilen Filistin Kürdistan, Kıbrıs halklarının üzerinde durmayı istedik.
İsrail’in kurulmasından bu yana gündemden düşmeyen Filistin konusu özellikle 71 kopuşunu gerçekleştiren devrimcilerin oraya gitmesi, oralarda eğitim görmeleriyle kurulan bağ uzunca süredir kopmadı. Bu devrimcilerin bu deneyimleri ve birikimleri hala konuşulmakta. Örneğin Ergun Adaklı’nın bu kitapta yayınladığımız röportajında bu deneyim ve birikimleri okuyacaksınız.
Orhan Dilber birleşik bir çözüme ihtiyacı olan Filistin ve Kıbrıs sorunlarına işaret ettiği yazıda bu birleşik çözüm hedefi ile bunlardan ayrı bir mahiyeti olan Birleşik bir Kürdistan çözümüyle birlikte irdeliyor.
Filistin sorunu intifadalarla veya İsrail’in saldırıları ile gündeme sık sık geliyor. Bu konuya geniş bir perspektifle yaklaşan Mehmet Aytunç Altay’ın daha önce Komün sitesinde yayınlanan yazısını kendi rızasını aldıktan sonra kitaba almayı yararlı gördük.
Geniş bir çerçeveden bakan Salih Zeki Tombak yazısında Orta Doğu’daki siyasal tabloyu özetliyor..
Fuat Önen kendisiyle yaptığımız söyleşide bir yandan İsrail’in saldırıları vesilesiyle Filistin konusuna Kürdistan’dan bir bakış getiriyor, bir yandan da Sungur Savran ve Taner Akçam’ın yakın zamanda yayınlanan kitaplarına Kürdistan’dan bakarak eleştirel bir değerlendirme yapıyor.
Ali Galip Sayılgan’ın sosyalist felsefe hakkındaki yazısı daha önceki Ne Yapmalı? kitaplarında ele alınan sosyalist felsefe konusuna bir yaklaşımı ifade ediyor.
Ne yapmalı? Güz kitabından itibaren katkı sunmaya başlayan Mustafa Torun, Kadın cinayetleri hakkında katkı yapıyor.
Nihayet Ne Yapmalı? kitabının 19 Aralık’ın ardından gelmesi vesilesiyle, bu tarihte gerçekleşen cezaevi saldırılarını Buca zindanında karşılayan bir okur/yazarımızın aktarımıyla ve yine cezaevi saldırılarına başka bir boyutta muhatap olmuş Arzu Torun’un daha önce yayınladığı bir değerlendirmesine kendi onayıyla yer vermeyi yararlı gördük.
Yeni Ne Yapmalı? kitaplarında ve Ne Yapmalı? tartışmalarında yeni katkıların da gelmesi dileği ve umuduyla.
İyi okumalar.
Ne Yapmalı? Kitap Dizisi

1 Comment