Ne Yapmalı? kitap dizisinin 2. dizisinde siz okurlarımızla buluşmuş olmaktan mutlu ve umutluyuz. Bir önceki sayı daha dar ve görüşler olarak da birbirine benzeyen yazılar içermekte idi. Bu sayıda içerik daha geniş ve yazılar kimi noktalarda birbiri ile benzerlik gösterip kimi noktalarda zıt olabilmektedir.
Denilebilir ki Ne Yapmalı? kitap dizisi bu sayıyla amaçladığı niteliğe kavuşmuştur. Bu sebeple yer alan bütün yazılar Ne Yapmalı?’yı çıkaranların ortaklaştığı ve arkasında durduğu yazılar değildir. Zaten Ne Yapmalı? da bir siyasi akımın yayın organı değildir; öyle bir amacı yoktur; Ne Yapmalı? tartışma platformudur. Bu nedenle yayınlanan ve gelecek yazıların birbirini tamamlaması ve hemfikir olunması hedeflenmiyor. Aksine burada yayınlanan yazıların tartışılması; yazarlarının da birbirleriyle tartışması hedefleniyor.
Bu bakımdan Ne Yapmalı?’da yayınlanan yazılar bu misyon göz önünde bulundurularak okunmalı ve bu yayında yer alması istenen yazılar da bu bakış açısıyla kaleme alınmalıdır.
Bununla birlikte, Ne Yapmalı? dizisi sadece böyle bir iç tartışma amacıyla yayınlanmıyor. Bunun yanı sıra gerek gördüğümüz kimi konularda kimi görüşlerle polemikler yapmayı ve elbette polemiklere muhatap olmayı da bekliyoruz.
Ne Yapmalı? sorusunu soranların Lenin’in ünlü kitabıyla akrabalığının bir yanı da aynı öncelikli hedefe bu tür polemikler üzerinden gitmeyi öngörmesinden ileri geliyor.
Komünist hareketin örgütlü bir geçmişi var. bu geçmiş kendini örgütsel belgelerde gösteriyor. Olguları bu belgelerde yer alan ilkeler ışığında değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Bu örgütsel belgelere ulaşmak geçmişe göre oldukça kolay ve mümkün. Bu bağlamda seçimlerin ana gündem olduğu bu sayıda Komünist Enternasyonal’in İkinci kongresinde ortaya konan “Komünist Partisi ve Parlamentarizm” başlıklı karar ve tezleri ve Parlamentarizm Hakkında Lenin’in Konuşması’nı dizinin 2. sayısında yer vermeyi gerekli gördük. Dizinin bu sayısında son seçimlere dair görüşleri içeren yazıları bu referansların ışığında okuyup değerlendirilmesini siz okurlarımızın takdirine bırakıyoruz.
Ne Yapmalı Dizisinin Yaz 2023 Kitabında Yer Alan Yazıların Tanıtımı
En başta kılavuz olması amacıyla Komünist Enternasyonal’in 1920’de İç Savaşın kıskacı altındaki İkinci Dünya Kongresinde kabul edilen «Komünist Partiler ve Parlamentarizm» hakkındaki Tezler ile bunlar hakkında Lenin’in yaptığı konuşma metnini kitabın başına aldık.
Orhan Dilber: Ne yapmalı dergisinin çıkarılmasında sorumluk alan Orhan Dilber bu sayıya iki önemli başlıkta yazı yazarak katkıda bulundu.
“Siyasi Mücadeleyi Seçim Taktiklerine İndirgeyenler Devrimcilik İddiasında Bulunamaz” başlıklı yazısında seçimlerde komünist bakış açısının ne olması gerektiğini önce referanslar ışığında değerlendirilip bu dönemde solun taktik tutumlarının bu referanslara uyup uymadığını ortaya koymaktadır. Komünist siyaset yürütecek bir partinin olmadığı koşullarda bu kadar çok seçim konusunda konuşmanın ne anlama geldiğini sorguluyor; sergilenen pratikleri lafazanlık olarak değerlendiriyor. Zira asıl görevin üstünden atlamak olarak görmek gerektiğini vurguluyor.
Son olarak da seçimlerin kazananı yahut kaybedeni diye Erdoğan ve Kılıçdaroğlu üzerinden bir değerlendirmek yapmak yerine Türkiye üzerine hesapları olan Amerika’nın kazandığına dikkat çekiyor. Amerikancı muhalefetin görevinin ne olduğunu ve sol kesimlerin buranın peşine takılmakla neyi kaybettiğine dair çıkarımlarını bizlerle paylaşıyor.
“İç Savaş üzerine kısa hatırlatmalar” başlıklı yazısında referanslar ışığında dünden bugüne “İç Savaş” konusunu işliyor. Özellikle Kuzey Kürdistan’a 2016’da başlayan saldırılar Türkiye’de İç savaş olarak tanımlanmıştı. Hala iç savaşın sürdüğünü iddia edenler mevcut. 2016’da devlet tarafından yapılan saldırıların şiddet oranına bakarak iç savaş tespiti yapılıp yapılamayacağını, yine şiddet ortamına bakarak iç savaşın hala sürdüğüne dair görüşlerin referanslara uymadığını ortaya koyuyor. Kürdistan’a 90’lar veya öncesinde yapılan onca saldırının iç savaş olarak tanımlanmadığı koşulda bugün neden bir iç savaş tespiti yapıldığını sorguluyor. Bununla birlikte Kürdistan’ın ilhak edilen bir parçasında hükümetin iç savaş çıkarmak için başlattığı saldırının ne zaman bir iç savaş olmaktan çıkacağını tartışıyor. Savaş davetinin kabul edildiği takdirde bunun bir ulusal kurtuluş mücadelesine evrileceğini ortaya koymakla birlikte bu ulusal kurtuluş mücadelesini verecek bir öznenin olmadığı görüşünü dillendiriyor. Yine geçmişten çıkardığımız derslerle ve sınanmış referanslarımızla hem Kürdistanlı hem Türkiyeli komünistlerin önünde duran acil görevin ne olduğuna da değiniyor.
Fuat Önen: Ne yapmalı? Kitap dizisinin birinci sayısında “Kürdistan Devrimi için Devrimci Parti” başlığı altında röportajı yayınlanan Fuat Önen bu kez “Kürdistani siyasetin hedefi Türkiyeyi krizden çıkarmak değil Türkiyeyi Kürdistan’dan çıkarmaktır” başlığındaki yazısı ile Ne Yapmalı?’ya katkı sundu.
Yazısında tarihi seçimler olarak nitelendirilen bu seçimlerin Kürdistan açısından hiçbir farklılığı olmadığını sıradan seçimlerden birisi olduğunu belirterek entegreci bir anlayışla hareket edildiğini söylüyor. “Kürdistan’da bir parlamento olmadan Türk Parlamento seçimlerine katılmak, bana kalırsa Kürdistanlılara haramdır” diyerek seçimlerde takınılması gereken tutumu ortaya koyuyor.
Seçimlerin Kürdistan’da bu denli yanlış bir anlayışla vuku bulmasını iki önemli nedene bağlıyor. Birincisi Kürdistan’da devrimci bir örgütün yokluğu. Hem Türkiye’de hem Kürdistan’da ezilenler adına siyaset yaptığını iddia edenlerin el birliği ile krize girmiş T.C devletini krizden çıkarmayı hedeflediklerini söylüyor. “Kürdistan’ın özgürlüğü, ancak bu sistemi krize sürükleyerek sağlanabilir.” diyor. Devrimciler örgütünün yaratılamamasında kendi eksikliğinin altını çizerek “Biz devrimciler yanlış yaparız lakin pes etmeyiz. Biz de bugün pes etmiyoruz diyerek” Bağımsız Kürdistan” hedefini programına koyacak devrimci bir örgütlenmenin yaratılması için sorumluluk almaya devam ettiğinin altını çiziyor.
Bir diğer etkenin ise HDP olduğunu söylüyor. HDP’nin hangi saiklerle kurulduğunu bugün bu saiklerin geçerli olup olmadığını tartışıyor.
Sinan Çiftyürek: KKP genel başkanlığı yapmış ve yaşamının büyük bir bölümünü mücadeleye adamış olan Sinan Çiftyürek ile yaptığımız bir röportajı yayınlıyoruz. Aynı zamanda seçimler sonrası değerlendirmelerini de yayınlıyoruz. Röportajda ulusal sorun hakkındaki görüşlerini aldık. Kürdistan’ın 4 parçaya bölünmüş olmasının ulusal kurtuluş mücadelesinde getirdiği zorluklara vurgu yapan Çiftyürek Kürdistan bağlamında Türkiye’de sol-sosyalistlerin ulusal soruna bakış açılarını eleştiriyor. Gündemin baş köşesine oturan seçimlerle ilgili görüşlerini bizimle paylaştı. Seçimlerle Kürt, Kürdistan sorununun çözülmeyeceğini, seçimlerle elde edilen başarının sonuç getirmesi için sokak ayağının kurulması gerektiğini vurguluyor. CB seçimlerinin önemli olduğunu vurgulayarak kendi bakış açısı ile seçimlerde alınması gereken tutumunu dillendiriyor.
Mehmet Asi Okçuoğlu: Kıbrıs’ta işgal ve sömürgeciliğe karşı birleşik demokratik Kıbrıs mücadelesi veren Mehmet Asi Okçuoğlu T. C’nin seçimlerinin Kıbrıs’ta nasıl yankı bulduğunu ve eksikliğin devrimci bir öznenin olmayışına dem vurarak tartışıyor. Kendisi aynı zamanda Kıbrıs sorununa ve Kıbrıs sorununun tarihsel gelişimine dair önemli veri ve saptamaların olduğu bir yazı ile Ne Yapmalı?’ya katkı sundu.
Serdar Sarpkaya: Ne Yapmalı? sorusunu soranlar olarak bu kitap dizisini çıkarma cüretini kuşandığımızdan bu yana bu soruyu soran devrimcilerin çokluğunu gördük. Bu soruyu bizim dışımızda yüksek sesle soranların olduğunu biliyor ve onlarla buluşmayı hedefliyorduk. Bunun bu kadar kısa sürede vuku bulması şaşırtıcı olsa da beklenmedik değildi.
Serdar Sarpkaya’da bu soruyu sorduğu gibi bu sorunun cevabını politik pratik faaliyet içerisinde gösterileceğine inanmış ve bu yolda da sorumluluk almaktan bu zamana kadar geri durmamıştır. 16 yaşında bu yana atıldığı devrimci mücadelede inandığı devrim mücadelesi uğruna hayatını ortaya koyduğu profesyonel devrimciliği ile örnek olmuştur. 18 yaşında girdiği 12 Eylül zindanlarından alnının akıyla çıkmış ve bütün tasfiyeci dalgaya rağmen devrimciliğinden bir şey kaybetmeden yoluna devam etmeyi bilmiştir. Devrim için devrimci parti ilkesi ile hareket etmiştir. Bu deneyim ve birikimi ile dergiye sunduğu katkı önemlidir. Yazdığı 3 yazı ile Ne Yapmalı?’ya katkı sundu. Yazdığı yazılardan birisi devrimci bir partinin yaratılması için atılması gereken adımları içeriyor. Bir diğeri ise 12 Eylül sonrası devrimci tanımı ve niteliğinin uğradığı erozyona değiniyor. Bir diğer yazısı ise son seçimlerin Türkiye devrimci hareketinin geçmişinden bu yana politik olarak sürekliğine değinerek bu siyasi anlayışın ancak devrimci siyaset yürütecek bir parti ile kırılacağını söylüyor.
Musa Piroğlu: Ne Yapmalı?’nın ikinci dizisinde seçimler öncesi Musa Piroğlu ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz. Aynı zamanda seçim sonrası değerlendirmesine de yer verdik. Musa Piroğlu milletvekilliği yapmış birisi olarak hem kendi döneminde hem de seçimler ve sonrası dönemde parlamenter mücadelenin bu kadar öne çıkmasını sokak mücadelesinin geri plana itilmesi olarak yorumluyor. Kitlelerin örgütlendirilmesi ve solun bu kadar etkisiz olmasının nedenlerini tartışıyor. Kitle hareketinin önünün açılması için birleşik mücadelenin önemine dikkat çekiyor.
Umut İleri: Seçimlerin kapitalizmin geldiği noktada ne anlam ifade ettiğini tartışıyor. Kapitalist Sistemden herhangi bir şey beklenmeyeceğini belirtiyor. Bu sayıda Komünistlerin birliği üzerine yazısına da yer verdik. Partinin bir ihtiyaç olduğunu bunun için komünistlerin birliğinin sağlanması gerektiğini söylüyor. Belirli ilkelerde buluşmuş devrimcilerin ancak bu partiyi yaratabileceğini söylüyor.
H. Fırat: Seçim sonrası değerlendirmesini bizimle paylaşan Hasan Fırat yazısında devrimcilerin takındıkları seçim taktiklerinin devrimci bir hatta değerlendirildiğinde nereye denk düştüğünü kendi cephesinde değerlendiriyor.
Söz ve Eylem: Siyasi bir yapının ismi olan Söz ve Eylem’in seçimlerle alakalı iki yazısını bu sayıya ekledik. “Seçimler ve Sosyalist Hareket” başlıklı yazıda Türkiye’de HDP dahil sol hareketin seçimler konusundaki yanlışlarına değiniliyor. Parlamenter çalışmanın devrimci anlamına değinildikten sonra Sol hareketlerin parlamenterist bir kayışta olduklarını belirtiyor. Boykot tutumunun ne zaman mümkün olduğuna açıklama getiriyor. “Seçimler Üzerine” başlıklı yazıda ise ilk olarak dünya çapında kapitalist düzenin durumu irdeleniyor. Arkasında Türkiye’de seçimleri hangi saiklerle gerçekleştiğine açıklık getiriyor. Son olarak da seçimlerin sonuçlarını hem burjuvazi açısından hem de devrimci hareket açısından sonuçlarına yer veriyor.
Yeni Dünya İçin Çağrı: Seçim sonuçları üzerine bir değerlendirmesi basıma yetişmediği için koyamıyoruz. Lakin seçimler öncesi Çağrı dergisinde yayınlanan “Seçim Aldatmacasıyla Oyalanmayalım! Sınıf Mücadelesine Yoğunlaşalım!” yazısını Ne Yapmalı?’da yayınlamanın katkısı olacağını düşündük. Çağrının seçim değerlendirmesini okumak isteyenler https://ydicagri.org/ sitesinden ulaşabilir.
Yazıda Burjuvazinin iki kanadına da yedeklenmemek gerektiği vurgulanmakta, çarenin sınıf mücadelesi olduğuna değinmektedir.
Nefel Gün: “Acil Görevimiz Komünist Partiyi Yaratmak: RKP Tarihi’nin Çağrıştırdıkları” Başlıklı yazısı ile bugün parti ihtiyacını dillendiren eski ve yeni kuşak devrimcilerin yapması gerekenleri RKP Tarihi kitabında anlatılan deneyimle bağdaştığını söyleyerek değerlendirmelerini bizimle paylaşıyor.
Şafak Öncü: “Sosyalist Teorinin Temel Koordinatları” başlıklı yazı dizisinin birinci kısmını bizimle paylaştı. Ne Yapmalı? Kitap dizisinin diğer sayılarında yazının diğer bölümlerine yer verilecektir.
Ayrıca Belge Yayınlarından «tamamen Gayrı Resmi» kitabı yayınlanan «Rafael Lemkin’in» önceden KöZ gazetesinde imzasız yayınlanmış olan Portresi’ne de Orhan Dilber imzasıyla yer verdik.
İyi okumalar dileriz!
