Kadının KurtuluşuHerhangi Bir Devrimle Sağlanamaz

Komünistlerin cinsiyeti ırkı vatanı yoktur. Komünistlerin tek bir amacı vardır o da komünist bir dünyadır. Komünist bir dünyada gidişin yolunun nasıl açılacağı ise bellidir. Bir proleter devrimi ile geçiş dönemi arkasından sınıfların ortadan kalkması ve komünist düzene geçmeden önce de kadın erkek arasındaki eşitsizliğin ortadan kalkması gelir. Bunun nedenleri komünist ideolojide ortaya konmuştur.

Komünist siyaset «kadının kurtuluşu insanlığın kurtuluşudur; kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz” sözleri ile kadın sorununa dair bakış açısını özetlemiştir. Bu iki sloganı açmak ve ne demek istendiğini ortaya koymak icap eder. Zira bugün kadın kurtuluş mücadelesine sahip çıktıklarını söyleyenlerin bir çoğu bunu unutup “Kadın Devrimi” söyleminin en büyük savunucuları arasına karışmaktalar.

Oysa herhangi bir devrime kadın devrimi demek kesinlikle komünist siyasetle bağdaşmaz. Elbette bunu herkes bilmekle birlikte kendiliğindenci bir halde bu söylemin peşinden koşmaktadırlar. Kendiliğindencilik ve ekonomizm denince akla sadece işçi hareketi ve o hareketin ekonomik kısmi talepleri gelmemeli. «Ne Yapmalı?»da bu konuda söylenenlerin hepsi kendiliğinden kadın hareketine ilişkin olarak da söylenebilir. İşçilerin kapitalistlere karşı ekonomik mücadeleyle kurtulabilecekleri hakkındaki hurafeler neyse kadınların kurtuluşunun «erkek egemenliğine» karşı «hemen şimdi» vurgusuyla öne sürülen fikirler de farklı değildir. Bu yanılgı da «erk erkektir» vurgusuyla telafi edilemez.

Lenin Ne yapmalı’da kendiliğindencilik hakkında şunları söyledi.

“…Hareketin seyri içinde işçi kitlelerinin kendileri tarafından ortaya çıkartılmış bağımsız bir ideolojiden eğer söz edilemezse o zaman sorun anca şöyle konuşulabilir. Ya burjuva ideolojisi ya sosyalist ideoloji. Burada ikisinin ortası bir şey yoktur(çünkü insanlık üçüncü ideoloji, yaratmamıştır, ve dahası, sınıf karşıtlıklarıyla parçalanmış bir toplumda, sınıflar üstü ya da sınıflar dışı bir ideoloji de olamaz). Bu nedenle sosyalist ideolojinin her küçümsenişi, ondan her uzaklaşma, aynı zamanda burjuva ideolojisinin güçlendirilmesi demektir. Kendiliğindenlikten söz ediliyor. Oysa işçi hareketinin gelişimi onun burjuva ideolojisine tabi olmasına yol açar. ….Bu nedenle görevimiz kendiliğindenliğe karşı mücadele etmektir.”

Bu mücadele kadının kurtuluşunun ancak burjuva diktatörlüğü yıkılıp yerine kır ve kentlerdeki kadın ve erkek emekçilerin teşkil edeceği proletarya diktatörlüğünün hüküm süreceği geçiş dönemi aşılmadan sağlanamayacağı vurgusuyla yürütülmelidir.

Bu yönüyle de sadece reformizmden ayrılmakla kalmayıp aynı zamanda anarşist/liberter akımlarla mücadeleye paralel bir mücadele olmak zorundadır.

Bu bakımdan «Kadın Devrimi» söyleminin sosyalist/komünist siyasetle hiçbir ilişkisi yoktur. O vakit bu söylemin skorunu burjuva ideolojisinin hanesine yazmak yerinde olur. Burjuva ideolojisini ve siyasetini güçlendirdiği açık olmalıdır.

Kendine komünistim diyenlerin ise bu söylemi kabul edip sindirerek bunun üzerinden siyasi faaliyet yapmaları ise kuyrukçuluk olarak adlandırılmalıdır. Kendine «hem sosyalist hem feminist» etiketini yakıştıranlar ise kadının kurtuluşunu «hemen şimdi» sağlayamayacakları gibi, sosyalizme, yani kadının kurtuluşunun sağlanacağı sınıfsız toplumun ilk evresine ulaşmaya hakkını vererek katkı koyamaz.

Kadının kurtuluşu ancak ve ancak komünist bir dünyada mümkün olacaktır. Bu sebeple ki kadının kurtuluşu insanlığın kurtuluşu denmektedir. Ezen ezilen ilişkisinin olduğu hiçbir yerde özgürlük yahut kurtuluş mümkün olmayacağı için kadın kurtulmadan insanlık kurtulmuş olmayacaktır. Yani kadının kurtuluşu bir proleter devrimle açılacak olan geçiş döneminin peşinden sınıflar ortadan kalktığı gibi kadın erkek arasındaki toplumsal iş bölümünün ortadan kalkması gerekir. Ancak bu kertede kadınlar gerçekten kurtulmuş olacaktır bu aynı zamanda kadınları ezen erkeklerin kurtuluşunun da koşuludur.

En eski ezme ezilme ilişkisi ancak bu son dönemeçte ortadan kalkacaktır. Bu yüzden kadının kurtuluşunu hedefleyen kadınların komünist siyasete dahil olmaları ve proleter devrim ile önü açılacak olan yolda kadının kurtuluşunu aramaları gerekmektedir. Böyle bir devrime önderlik edecek olan komünist partiyi yaratma mücadelesine dahil olmaları gerekir.

Komünist Enternasyonal’in kadınlara çağrısı da üçüncü kongresinde bu yönde olmuştur. Bu kongreye sunulan ve kabul edilen tezlerde şu vurgular yer aldı:

“….…….3) Komünist Enternasyonal’in üçüncu Kongresi, proleter kadınlar arasındaki parti çalışmasının geliştirilmesini, Batı’nın ve Doğu’nun komünist partileri için acil bir görev olarak belirlerken, aynı zamanda, tüm dünyanın işçi kadınlarına şöyle seslenir:

«Yüzlerce yıllık esaretinizden, her türlü haktan yoksun bırakılmışlığınızdan ve eşitsizlikten kurtuluşunuz, yalnızca komünizmin zaferiyle mümkündür ve burjuva kadın hareketi, size komünizmin vereceği bu güvenceyi sağlamaktan tamamen acizdir.

Sermayenin iktidarı ve özel mülkiyet var olduğu sürece, kadının kocasına bağımlılıktan kurtuluşu, onun kendi mülkiyetini ve ücretini kullanma hakkından ve kendi çocuğunun geleceğiyle ilgili karar vermede kocasıyla eşit haklara sahip olmaktan bir adım daha öteye gidemez. En radikal feminist talep bile -burjuva parlamentarizminin çatısı altında kadınlara oy hakkının tanınması- gerçek eşitlik sorununu kadınlar için, özellikle de mülksüz sınıfların kadınları için çözümleyemez. Son yıllarda burjuvazinin cinsiyetler arasında resmi eşitliği getirdiği tüm kapitalist ülkelerdeki kadınların deneyimi bunu açıkça ortaya koymaktadır. Oy hakkı kadının aile ve toplum içindeki köleliğinin temel nedenini ortadan kaldırmaz. Bazı burjuva devletleri, bozulamaz kutsal evliliğin yerine, medeni nikahı geçirmişlerdir. Ancak proleter kadın, kapitalist patrona ve kocasına, eve ekmek getirene ekonomik olarak bağımlı kaldığı sürece, anneliği ve çocukluğu koruyacak kapsamlı önlemlerin yokluğunda ve toplumsallaşmış çocuk bakımının ve eğitimin sağlanmadığı koşullarda, bu (medeni evlilik -ç.n.) kadının evlilikteki konumunu eşitleyemez ya da cinsiyetler arasındaki ilişkiler sorununu çözümleyemez.

Resmi ya da yüzeysel eşitliğe karşı olarak, kadınların gerçek eşitliği komünizmle, emekçi sınıfın kadın-erkek tüm üyeleri üretim ve dağıtım araçlarını ortak mülkiyetleri haline getirdiğinde, onların yönetiminde söz sahibi olduklarında ve kadınlar, çalışma sorumluluğunu emek toplumunun tüm üyeleriyle aynı düzeyde paylaştıklarında başarılacaktır; başka bir deyişle, bu, insan emeğinin sömürüsüne dayanan kapitalist üretim ve sömürü düzenini devirerek ve komünist bir ekonomiyi örgütleyerek başarılacaktır.

Yalnızca komünizm, kadının doğal işleviyle -çocuk doğurma- yaşadığı topluluk için yaratıcı çalışmasını engelleyen toplumsal yükümlülükleri arasındaki çelişkilerin yok olacağı, sağlıklı ve dengeli bir kişiliğin uyumlu ve çok yönlü gelişiminin, emeğe dayanan topluluğun yaşam tarzı ve amaçlarıyla sıkı ve yakın bir uyum içinde tamamlanacağı koşulları yaratır. Kadının kurtuluşu ve haklarının tanınması için savaşan tüm kadınlar, komünist toplumun yaratılması amacını gütmelidirler. Ancak komünizm, aynı zamanda bir bütün olarak proletaryanın nihai amacıdır ve bu nedenle de, bu iki mücadele kadın ve erkek işçilerin çıkarları yolunda tek ve bölünmez bir mücadele olarak verilmelidir.”

Yukarıdaki alıntıyı kendisine devrimciyim diyen kime okutsak karşı çıkacağı bir durum söz konusu olmayacaktır. Lakin kadın devrimi söylemine bel bağlayıp o yolda ilerleyenler Komünist Enternasyonal’de yer alan bu siyasi gerçeği kendine bayrak edinip yol almasını beklemiyoruz elbette. Bu görüşleri bayraklaştıranlarla buluşmak yahut arayışta olanların yönünü buraya çevirmektir görevimiz.

Bütün bu söylediklerimizden kadınların kurtuluşa kadar herhangi bir mücadelede yer almaması gerektiği çıkarılmamalıdır. Zaten “ayaklanmaya çağırmamak alçaklıktır.” demektir. Kadınlar siyasi mücadelede yer aldıkları takdirde belirli kazanımlar elde edeceklerdir. Yahut küçük öbekler halinde sınırlı da olsa özgürlük de kazanacaklardır. Tıpkı bazı sendikalı işçilerin daha fazla ücret alması sigortalı olması vs. gibi.  Lakin bunların hiçbiri işçilerin kurtuluşu olmadığı gibi edinilen bir takım haklar da kadının kurtuluşu olmayacaktır.

Ama kadının kurtuluşunu burjuva düzenin içinde arayanlar önceden olduğu gibi bugün de vardır. Hatta 12 eylül sonrası bu coğrafyada bu tutumu benimseyenlerin sayısı ziyadesiyle artmıştır. Nasıl ki 12 eylül sonrası tasfiyeci dalganın etkisi ile legal partilere yönelinmişse aynı dalgaya paralel olarak kimi devrimci kadınlar da feminist saflara geçmiştir. Nitekim bu iki tutumu takınanlardan kimileri aynı çatı altında buluşmakta bir beis görmemişlerdir.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadının kurtuluşunun burjuva düzende («Hemen Şimdi!») sağlanabileceği yönündeki anlayış revaçtadır. Böyle düşünenler bir yandan da “kadın erkek el ele mücadeleye” demek yerine kadınlara ilişkin eylemlere erkekleri almamaya varırlar reformist tasfiyeci partilerde erkeklerle birlikte olurken eylemde olamamaktadırlar. Erkek kolluk güçlerinin “koruduğu” eylemlere erkek devrimciler alınmadı.

Hala da alınmamakta. Sadece kadınların katıldığı 8 martlarda Abdullah Öcalan’ın posterlerinin taşınması ise ayrı bir tezatlık içerir olmuştu. Hemen hemen bütün devrimci yapılar kendi kadın örgütlenmelerini kurdular ve feminist ideolojinin dehlizlerinde kayboldular. Kadın erkek el ele mücadeleye sloganını unuttular.

Kadınların kurtuluşu için ileri çıkan kadınlar tüm insanlığın kurtuluşunun yolunu açacak Dünya Komünist Partisinin kuruluşunda sorumluluk almakla yükümlüdürler Aksi yönelimlerin her biri burjuva siyasete yedeklenmeyi getirir. Kendi çıkarları dışında hiç bir çıkarı gözetmeyen burjuvazi ne kadınların ne işçilerin yahut hiçbir ezilen kesimin kurtuluşunun yolunu açmamıştır bundan sonra da açmayacaktır. Kadınların kurtuluşun yolunu açacak komünist partiyi yaratmak isteyen komünist devrimciler bu yolda mücadeleyi sürdürecektir.

“Tüm kadın ve erkek işçilerin bayrağı altında mücadele edeceği tek bayrak” komünist enternasyonalin bayrağı ortadan kalkmış olsa bile bu bayrağı düştüğü yerden tekrar kaldırmak tüm kadın ve erkek komünistlerin görevidir.

Kadınlar katılmadan Devrimin Başarısı Sağlanamaz!

Devrim olmadan Kadınlar Kurtulamaz

Kadının Kurtuluşu İnsanlığın Kurtuluşunun Alameti ve Koşuludur

Yorum bırakın