Marx’ın ABD’deki yoldaşları Sigfrid Meyer ve August Vogt’a 28 Nisan 1870 tarihli mektubu
Bağımlı Bir Ülke Olarak
İrlanda ve Enternasyonal
Polonya ve Rusya gibi ülkelerde enternasyonalistler sadece, çok ihtiyatla hareket etmesi gereken Genel Meclisle[1] doğrudan ilişkiye geçmelidir.
Enternasyonale bağlı tüm gruplar gibi Genel Meclisin de propaganda yapma ödecvi vardır. Enternasyonalin henüz yerleşmediği ülkelerde bu propagandayı tek tek bireyler vasıtasıyla yapar. Enternasyonal örgütünün henüz kurulmamış olduğu ülkelerde, yayınladığı manifestolarla tek tek militanlarla yazışmaları vasıtasıyla yapar. Kuzey Amerika’da, Almanya’da, Fransa’nın pek çok vilayetinde hatta Avustralya ve Yeni Zelanda’da olduğu gibi tam yetkili temsilcileri sayesinde yapar.
(Marx’ın P. Lafargue’a 21 mart 1872 tarihli mektubundan)
Uluslararası işler hakkında elimdeki bazı metinleri yarından sonra göndereceğim (bugün postahane için çok geç artık). Sonra da size Basel Kongresi hakkında bazı başka belgeleri göndereceğim. Size göndereceklerim arasında Genel Meclis’in İrlanda’ya ilişkin af hakkında 30 Kasım tarihinde almış olduğu bazı kararları da bulacaksınız. Bunlardan ve benim ele aldıklarımdan haberiniz olmuştur. Ayrıca mahpus Fenianlar hakkında İrlandalıların hazırladığı broşüründen de haberdarsınızdır.
(İrlanda’yı bağımlı hale getiren) şimdiki Birliğin yerine Büyük Britanya ile eşit ve özgür bir federasyon getirilmesinin zaruri olduğu konusunda başka karar tasarıları da hazırlamaya niyetliyim. Benim Genel Meclis’te yer almayışım uzamış olduğu için kamuya ilan edilecek kararlar şimdilik askıya alınmış durumda. İrlanda’da olup bitenler hakkında yeterli bilgiye ve Genel Meclisin ingiliz üyeleri üzerinde yeterince otoriteye sahip olmadıkları için hiçbir üye benim yerimi alacak durumda değil.
Yine de bu arada tamamen hareketsiz kalmadım. Aşağıda yazdıklarımı büyük bir dikkatle okumanızı isterim :
İrlanda sorunuyla uzun yıllar boyunca ilgilendikten sonra İngiliz hakim sınıflarına karşı tayin edici darbenin (ki bu aynı zamanda tüm dünyadaki işçi hareketi için de tayin edici olacaktır) İngiltere’de değil İrlanda’da indirilebileceğine kanaat getirdim.
1 Ocak 1870’te Genel Meclis için İrlandalıların ulusal mücadelesi ile işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin ilişkisi bir başka deyişle Enternasyonal’in İrlanda sorunu hakkında benimsemesi gereken tutum hakkında içe dönük bir Fransızca genelge hazırladım (zira İngilizler üzerinde Fransızca metinler Almanca olanlardan daha fazla etkili oluyor)
Size burada bu genelgedeki başlıca hususları kısaca özetleyeceğim.
İrlanda İngiliz toprak aristokrasisinin kalesidir. Bu ülkenin sömürülmesi bu aristokrasinin maddi zenginliklerinin başlıca kaynaklarından olmakla kalmaz ; aynı zamanda en büyük manevi gücü de buradan gelir. Bu durum esasen İngiltere’nin İrlanda üzerindeki egemenliğini ifade eder. Bu bakımdan İngiliz aristokrasisi İngiltere’deki egemenliğini bile bu sayede korumaktadır.
Öte yandan eğer İngiliz ordusu ve polisi İrlanda’dan yarın çekilecek olursa İrlanda’da derhal bir tarım devrimi patlak verir. İngiliz aristokrasisinin İrlanda’da alaşağı edilmesinin kaçınılmaz sonuçlarından biri ise İngiltere’de de alaşağı olması olur. Böylece İngiltere’de bir proleter devrimin ön koşullarını da elde etmiş oluruz. Toprak aristokrasisinin ortadan kaldırılması İrlanda’da İngiltere’de olduğundan çok daha kolay bir iş olur. Zira şimdiye kadar tarım sorunu İrlanda’da toplumsal sorunun büründüğü yegane biçim olmuştur. Çünkü İrlanda halkının büyük çoğunluğu için bir varlık, ölüm kalım sorunu söz konusudur; ayrıca çünkü bu sorun aynı zamanda ulusal sorundan koparılamaz. Bütün bunları İrlandalıların İngilizlere kıyasla daha ihtiraslı ve daha devrimci bir karaktere sahip oluşlarından soyutlayarak belirtiyorum.
İngiliz burjuvazisine gelince, evvela onların çıkarları İngiliz aristokrasisinin çıkarlarıyla ortaktır : İrlanda’yı ingiliz pazarına mümkün olduğu kadar ucuz et ve yün sağlayan basit bir otlağa çevirmek. Hatta İngiltere burjuvazisinin -ister mülksüzleştirilerek yahut göç etmeye zorlanarak- İrlanda’daki nüfusun azalmasında da çıkarı vardır. Öyle küçülmelidir ki bu nüfus ingiliz tarım sermayesi o ülkede güven içinde iş görebilsin. Hatta İskoçya’nın ve İngiltere’nin tarım bölgelerini boşaltmış oldukları gibi İrlanda’nın da orada yaşayanlardan arındırılmasında çıkarı vardır. Tabii her yıl mülk sahipleri kendi topraklarında yaşamadıkları için Londra’ya akan 6 ila 10 bin sterlini ve İrlanda’dan Londra’ya gelen başka gelirleri de hafife almamak lazım.
Ama İrlanda ekonomisinin bugünkü halinde kalmasının ingiliz burjuvazisi için çok daha önemli başka çıkarlar da vardır.
Tarım işletmelerinin giderek daha büyük ölçüde temerküz etmesiyle, İrlanda İngiltere işgücü piyasasına durmaksızın bir emek fazlası sağlamaktadır. Böylelikle de İngiliz işçi sınıfının maddi ve manevi koşullarının kötüleşmesi/aşağı çekilmesi doğrultusunda ücretler üzerinde bir basınç sağlamaktadır.
Hepsinden önemlisi şimdi İngiltere’deki her sınai ve ticari merkezde iki düşman kampa bölünmüş bir işçi sınıfının bulunuyor olmasıdır: İngiliz proleterleri ile İrlandalı proleterler. Ortalama ingiliz işçisi İrlandalı işçileri kendi hayat standartlarını kötüye götüren birer rakip olarak görüp onlardan nefret etmektedir. İngiliz proleterler kendilerini İrlandalı işçiler karşısında hakim ulusun bir parçası olarak görmekte ve böylelikle de kendi ülkelerinin aristokratlarıyla kapitalistlerinin İrlanda’ya karşı kullandıkları bir alet haline gelmektedirler. Böylece de aristokratlarla kapitalistlerin kendileri üzerindeki egemenliğini kendileri pekiştirmektedir. Ortalama İngiliz proleterleri dini, sosyal ve milliyetçi ninnilerle sallanarak uykuya yatırılmaktadır. Bir bakıma aşağı yukarı Amerika Birleşik Devletleri’nin eski köleci eyaletlerinde yoksul beyazların siyahlara yaklaştıkları gibi yaklaştırılmaktadırlar İrlandalılara. İrlandalı işçiler de İngiliz işçileri İrlanda üzerindeki İngiliz egemenliğinin bir işbirlikçisi ve ahmak bir aleti olarak görmekle bu egemenlere paranın üstünü hevesle sunmaktadır.
Bu antagonizma/karşıtlık basın tarafından, dini kurumlar, mizah dergileri tarafından, velhasıl egemen sınıfların sahip oldukları bütün araçlar tarafından muhafaza edilip geliştirilmektedir. İngiliz işçi sınıfının bütün örgütlülüğüne rağmen iktidarsız/güçsüz kalışının sırrı bu antagonizmadan ileri gelir. Bu aynı zamanda kapitalist sınıfın iktidarı elinde tutabilmesinin de sırrıdır ve onlar bu durumun tamamen bilincindedir.
Ama işin kötüsü bu durum orada kalmakta da değil. Okyanus ötesine kadar uzanır. İngiliz ile İrlandalı arasındaki çatışma aslında ABD ile İngiltere arasındaki çatışmanın da üstü örtülü/gizli temelini oluşturur.
Bu durum her iki ülkenin işçi sınıfları arasında samimi ve ciddi bir işbirliğinin dıştalanmasına da yol açar. Her iki ülkedeki hükümetlerin diğer tarafı bir tehdit olarak göstererek, hatta gerektiğinde savaş ilan etmeye kadar giderek toplumsal çatışmaları tahrik etmelerine imkan verir.[2]
Halihazırda dünya pazarına egemen olan sermayenin metropolü olan İngiltere işçi devrimi bakımından en önemli ülkedir. En azından böyle bir devrimin maddi koşullarının belli bir olgunluk derecesine ulaştığı tek ülkedir. Dolayısıyla Enternasyonal Emekçi Birliği’nin varlık nedeni İngiltere’de sosyal devrimin patlak vermesi için acele etmeyi gerektirir. Bu süreci ivmelendirmenin yegane yolu İrlanda’nın bağımsızlaşmasını sağlamaktır.
O halde Enternasyonal’in görevi her fırsatta İngiltere ile İrlanda arasındaki çatışmayı ön plana çıkarmak ve her yerde açıkça İrlanda’dan yana tutum almaktır. Londra’daki Merkezi Meclis özellikle ingiliz işçi sınıfı içinde İrlanda’nın ulusal kurtuluşunun kendileri için soyut bir adalet yahut insaniyet meselesi olmadığı, bilakis kendi toplumsal kurtuluşlarının birinci koşulu olduğu hakkında bir bilinci uyandırmak için çaba göstermelidir.
İşte İrlanda’daki af meselesinde Merkezi Meclis’in kararlarının temel dayanaklarını izah eden genelgedeki belli başlı hususların esaslı olanları bunlardır. Bundan kısa bir zaman sonra Brüksel’deki merkezi komitemizin yayın organı olan «L’Internationale»e Gladstone’a[3] karşı İngilizlerin Fenianlara karşı muameleleri hakkında çok şiddetli bir imzasız makale gönderdim. O makalede başkalarının yanısıra Fransız cumhuriyetçilerinin bir tür ulusal bencilliğin etkisi altında İngiliz İmparatorluğu karşısında öfkelerinden tasarruf etmekle suçluyordum (La Marseillaise sefil Tallendier’nin kaleme aldığı İrlanda hakkında saçmalıklar yayınlamıştı).
Bunun etkisi de görüldü : Kızım Jenny La Marseillaise’e J. Williams imzasıyla (ki bu imza aynı zamanda yayın kuruluna sunduğu mektupta kullandığı imzaydı) gönderdi ve başka şeylerin yanısıra O’Donavan Rossa’nın[4] mektubunu yayınlattı. Bütün bunlar büyük gürültü kopardı.
Bir kaç yıl boyunca alay eder gibi (kelbi=cynique) bir edayla müdahale etmekten kaçınan Gladstone nihayet fenian (İrlandalı) mahkumlara yapılan muamele hakkında bir meclis soruşturmasını kabul etmek zorunda kaldı. Jenny şimdi İrlanda hakkında La Marseillaise’in düzenli muhabiri oldu (ama bu aramızda kalsın). İrlanda sorununun Fransa’da aktüalitenin baş haberleri arasına girmesi üzerine Britanya hükümeti ve basını öfkeden kuduruyor.
Zira bu nedenle Paris’in yönlendirdiği bu alçaklar bütün kıtanın gözleri önüne serildi ve eleştiri konusu oldu.
Bir taşla iki kuş vurmuş olduk: böylece Dublin’deki İrlandalı gazeteci, yönetici vb.nin bizimle irtibata geçmek zorunda kalmasını sağladık. Genel Meclis bugüne kadar bunu asla becerememişti.
Amerika’da sizin de aynı doğrultuda hareket etme konusunda önünüz açık. Alman ve İrlanda işçilerinin (ve elbette mutabık olan İngiliz ve Amerikalı işçilerin) işbirliği içine girmesi bugün üstlenebileceğiniz en önemli görev olur. Enternasyonal adına yapılması gereken budur. İrlanda sorununun toplumsal anlamı mutlaka berrak biçimde gözler önüne serilmeli.
İlk fırsatta ingiliz işçilerinin durumu hakkında daha ayrıntılı bilgiler ileteceğim.
Dostlukla selamlarım
[1] Genel Meclis (yahut Konsey) Birinci Enternasyonal’in yürütme organıydı.
[2] Genel Meclisin Roman İsviçresi (Fransız kantonu) federal meclisine yönelttiği 1 Ocak 1870 tarihli genelgesinde Marx bu konuda şu belirlemeyi yapar: «Bu karşıtlık Atlantik ötesinde de yeniden üretilir. Topraklarından öküzler ve koyunlar tarafından kovulan İrlandalılar kendilerini nüfusun git gide daha muazzam bir parçası haline gelecek şekilde Kuzey Amerika’da bulurlar.Yegane düşünceleri tek ihtirasları İngilizlere karşı nefretin damgasını taşır. İngiliz ve Amerikan hükümetleri (yani onların temsil ettikleri sınıflar)bu dürtüleri ABD ve İngiltere arasında alttan alta yürüyen kavgayı kalıcı hale getirmek için beslemektedir. Böylece Atlantik’in iki kıyısındaki işçi sınıflarının ciddi ve samimi bir ittifaka girmelerini dolayısıyla kurtuluşlarının yoluna girmelerini önlemek için gayret ederler. Üstelik İrlanda İngiliz hükümetinin büyük bir sürekli orduyu kalıcı hale getirmek için kullandığı bir mazerettir aynı zamanda. Ayrıca bu ordu İrlanda’da askeri tatbikatlarını yaptıktan sonra ve ihtiyaç baş gösterdiğinde pek çok örnekte görüldüğü gibi İngiliz işçilerinin üzerine salınacaktır.» (Bkz. Birinci Enternasyonal Belgeleri c. 3 sf. 359-360.)
[3]1868’de Disraeli yönetiminde Muhafazar Parti iktidarını takiben hükümeti oluşan Liberal hükümetin başkanı William Evert Gladstone (1809-1889)kastediliyor. Liberalleri iktidara taşıyan ve Gladstone’un demagojik sloganlarından biri «İrlanda sorununu çözeriz» idi. Kraliçe Victoria döneminde (1837-1901 İkinci Elisabeth tarafından kırılana kadar rekor süre) toplam 12 yıl Birleşik Krallığın başbakanlığı üstlenen Gladstone on dokuzuncu yüzyıl Avrupa siyasetine damga vuran siyasetçilerden biridir.
[4] 1 Mart-17 Nisan 1870 tarihleri arasında La Marseillaise Jenny Marx’ın Fenianların savunusunu yaptığı sekiz makalesini yayınlamıştı.
